aŞKıMa MeKTuP

 

Sevdiğim


    Sana bir mektup yazmak istedim. Her satırında sana olan sevgimi bulacağın, her kelimesinde sana olan aşkımı göreceğin. Aldım elime en sevdiğim kalemi, koydum masaya boş bir kâğıdı. Önce normal bir giriş yaptım. Sonra vazgeçtim direk konuya girmek istedim. Ama ne yazacağıma bir türlü karar veremedim. Mektuba başlayamıyordum. Bir şeyler izin vermiyordu başlamama. Durup düşündüm biraz. O zaman anladım ki, ben sana her satırda sevgimi ve her kelimede sana olan aşkımı görmeni sağlamaya ne kelimeler yeterliydi ne de cümleler. Bunun başka bir tarifi olmalıydı. Bir şekilde anlatılmalıydı hissedilenler. Seni tarif etmeye yetecek bir dağarcığa mı sahip değildim yoksa sen gerçekten tarif edilemez miydin? Bir süre durup öylece önümdeki kâğıda baktım. Bembeyaz ve tertemiz duruyordu önümde. Aynı içimdeki sen gibiydi. Sonra yeniden aldım elime kalemi. Bu sefer direkman içimden geçenleri döktüm kâğıda. Olmadı. Beğenmedim yırttım attım. Sanki sen yanımdaymışsın gibi konuşamaz, düşünemez oldum. Zaten yanımda olsan sadece gözlerine bakar ve kaybolurdum. Belki gözlerin aradığım o tarifi bulmama yardım ederdi. Kararlıydım yazacaktım bu mektubu ve tam istediğim gibi olacaktı. Azimliydim. Gözümün önüne senin, öyle sessiz, öyle güzel ve öyle sevgi dolu bakışlarını getirdim. Birden mektubu unutup seni düşünmeye başladım. Hayatımda ilk kez gördüğüm bir güzellik ya da ne bileyim tarifsiz bir olaya şahit olurmuş casına seni düşünüyordum. Başlamamı engelleyen sebebi bulmuştum. Başlarsam bitirmem gerekecekti ki benim sana olan sevgim sonsuzdu ve bitemezdi. Bu mektuba başlarsam asla sana veremezdim. Çünkü ben yaşadığım sürece bu mektup bitmeyecekti. Bu mektup yetmezdi ne sana seni, ne de sana bendeki aşkı anlatmaya. Kaldırdım kâğıdı önümden. Koydum kalemi yerine. Anladım ki bazı şeyleri daha iyi anlayabilmem için bu mektubu yazmaya başlamam gerekiyordu. Anladım ki gerçekten bazı şeyleri yaşamamız gerekiyordu yerine ve zamanına göre. Anladım ki bazı şeyler sonsuz olabiliyordu. Tıpkı hiç bir şeyin imkânsız olmadığına inandığım gibi. Sadece zaman gerekiyor. Oysa hep zamanın hiç bir şeye ilaç olmadığına inanırdım az da olsa. Ama haklıydım. Zaman yetmiyordu. Daha ne kadar zamanım olduğunu bilmiyordum. Günü yaşamalıydım. Oysa baktım ki bir mektubu bitiremeyeceğimi bile zamanla anlamıştım. Hiç bir şey tam istediğimiz anda olmuyordu. Sonunda anladım ki, asla yazamayacağım, yazarak ifade edemeyeceğim, sonu gelmeyecek ve bitip tükenmeyecek bir mektubumsun sen. Okunduktan sonra bir köşede unutulup yıllar sonra eline geçtiğinde tebessüm edebileceğin bir kâğıt parçası değildi benim sana olan aşkımda sevgimde. Çünkü sana olan sevgim bir mektup gibi okunulup bitebilecek bir şey değil. Sonsuz. Ebedi. Seninle birlikte var oldu, benimle birlikte toprak olacak. Sevmedin sevemedin sevmeyi öğrenemedin bendeki bu yüreği sana karşı yanan bu ateşi görmedin göremedin.

      Bana ya git ebediyen de, ya da kal benim için de.Güzel dudaklarının arasından çıkacak tek kelimeye bakıyor, senin için yanan bu yüreğim. Her gün ölmektense bir kere ölmeyi tercih ederim. Şu anda yüreğim ellerinde, ya bu kocaman bir sevgi ateşi ile yanan yüreği kırar, parçalar, ezer geçersin, ya da kalbinin bir köşeni koyar sevginle beslersin. Mektubun sonuna yaklaşırken canım sevdiğim,  

 

     Bu mektuba başlamam aslında bana bir şeyi daha öğretmişti. Kimsenin neden içindeki bu hisleri tam olarak tarif edebileceği kelimeleri bulamayıp sadece o sihirli cümleyi kullandığını anlamıştım artık. Aşk anlatılmazdı. Sadece yaşanırdı. Bende sana olan aşkımı anlatamıyor ve sadece kendi içimde yaşıyordum. Çünkü sen hiçbir şey düşünmeden açsaydın bana yüreğini o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşebildiğini. İşte bu yüzden benden öncekilerin yaptığı gibi sadece o sihirli cümleyi kullanmakla yetinecektim…

Seni Seviyorum

Yorum Yaz